Aslında hepimizin bildiği ama her an piyasaya çıkan yeni filmlerle zamanla aklımızdan silinmiş olan filmleri yeniden hatırlamaya ne dersiniz? Biraz fantastik, biraz hüzünlü, biraz gerçekçi ve çok fazla ilgi çekici bu filmler size ve ailenize yeniden beraber vakit geçirtecek, gönül rahatlığıyla izlenecek tarzda. Eğer aranızda “Bir kez izlediğim filmi bir daha izlemeyi sevmiyorum” diyen varsa bizce bir daha düşünsün. Ve bu kez inadını kırıp bu filmlere bir şans daha versin bizce...

1. Finding Neverland (2004)

 

Peter Pan’ın yaratıcısı James Matthew Barrie’nin hayat öyküsünden uyarlanan filmde Barrie, Peter Pan’ı yaratmasına sebep olacak bir aileyle tanışır. 1904 yılının Londra’sında geçen film hem hikayenin dayandığı gerçeklik hem de barındırdığı duygusallıkla izleyicileri derinden etkiliyor. Başrolleri paylaşan Kate Winslet ve Johnny Depp de filmi daha izlenesi bir hale getirmiyor değil...

2. Charlie and the Chocolate Factory (2005)

 

Tim Burton’ın fantastik ögeleri komediyle birleştirdiği bu filminde, Willy Wonka isimli, çikolata fabrikası sahibi bir adamı görüyoruz. Willy Wonka kendisinden sonra burayı yönetecek birine ihtiyaç duyar ve 5 çocuk arasında yarışma düzenler. Bu çocuklardan ön plana çıkansa Charlie olacaktır. Willie Wonka’yı kim canlandırıyor diye soran varsa hala, kendilerine bir kez daha Johhny Depp diyoruz...

3. E.T. (1982)

Steven Spielberg’in efsane filminde bir uzaylı dünyaya gelir ve yalnız olduğu için korkup panik yapar. Elliot isimli 10 yaşındaki çocuksa bu yaratığı, E.T’yi sahiplenir ve eve götürür. Elliot birçok tepkiye ve önyargıya karşı hazırlıklı olmalıdır. Bu sırada uzaylı ve insan arasında yaşanan naif dostluk ise görülmeye değer.

4. The Wizard of Oz (1939)

Dorothy isimli küçük kız, teyzesiyle birlikte Kansas’ta bir çiftlikte yaşamaktadır. Bir gün kuvvetli bir fırtına çıkar ve Dorothy uyandığında kendini masalsı, bambaşka bir dünyada bulur. Dorothy’nin hedefi Oz Büyücüsü’ne ulaşmaktır ve bu uzun yolda ona Korkuluk, Teneke Adam ve Korkak Aslan eşlik edecektir.  

5. Inside Out (2015)

Yılın en iyi animasyon filmi Oscar’ını da kazanan Inside Out, Riley isimli küçük çocuğun babasının işi gereği San Francisco’ya taşınmasıyla başlar. Yeni hayatına adapte olmakta zorlanan Riley bu yolda sık sık içerisindeki duygulara başvurur. Yani Neşe, Korku, Öfke, Nefret ve Üzüntü’ye.

6. Moonrise Kingdom (2012)

İlk kez Cannes Film Festivali’nin açılışında gösterilen film, Sam ve Suzy isimli iki genç aşığın maceralarını anlatıyor. İkili sıradan hayatlarından kurtularak yeni yerler arayışına çıkar ve kendilerine yeni bir dünya kurmak isterler. Ama tüm kasaba ikilinin kaybolması sebebiyle seferber olacak ve çocukları aramaya koyulacaktır.

7. Life is Beautiful (1997)

2. Dünya Savaşı zamanı İtalya’sında geçen filmde Guido, Yahudi bir adamdır ve tüm engellere rağmen aşık olduğu Dora ile evlenir. Çocukları da olan çift oldukça sade bir hayat yaşamaktadır. Ta ki savaş patlak verene kadar. Guido Yahudi olduğu için ailesiyle birlikte toplama kampına götürülür. Guido’nun tek amacı o kamp içerisinde oğluna hiçbir şey belli etmemektir ve bu uğurda yazdığı hikayelerle izleyicilere duygu dolu anlar yaşatır.

8. Hugo (2011)

1930’ların Paris’inde geçen filmde ilk yönetmenlerden George Melies’nin hayatının bir parçasını görüyoruz. Yönetmene film boyunca eşlik edenlerse Hugo ve Isabelle isimli çocuklar. Tren istasyonunda kaçak olarak yaşayan Hugo, başlarda George ile anlaşamasa da yaşlı adamın torunu Isabelle ile çok yakın arkadaş olur. Film, sahne tasarımıyla izleyenlere büyülü bir evren sunuyor.

9. Night at the Museum (2006)

Müzede güvenlik görevlisi olan Larry geceleri müzede tuhaf şeyler olduğunu fark eder. Güneş battıktan sonra müzede sergilenen her eser canlanmaya başlar. Larry’nin zaten kötü giden hayatı bir anda kaosa dönüşür. Film, ailecek keyifli vakit geçirmek için birebir.

10. We Bought a Zoo (2011)

Benjamin eşini kaybetmiştir ve iki çocuğuyla yeni bir hayata başlamaya karar verir. Yeni bir eve taşınan üçlü buranın bir hayvanat bahçesi olduğunu fark eder ve burayı yeniden canlandırmaya karar verir. Bu yolda Benjamin ve çocuklarına Kelly isimli kadın eşlik edecektir.

11. Jumanji (1995)

Robin Williams’ın başrollerinde harikalar yarattığı Jumanji, iki çocuğun esrarengiz bir masa oyunu bulmasıyla başlıyor. Oyunu oynadıkça farklı ve fantastik evrene geçen gençler bir anda kendilerini tehlike dolu maceranın içerisinde buluyorlar. Bunu atlatmalarının tek yoluysa oyunu sonlandırmaktır.

12. Pan’s Labyrinth (2006)

1944 yılının İspanya’sının faşist iktidarı çerçevesinde geçen filmde, Ofelia isimli küçük kızın hayatının bir kısmı anlatılıyor. Babasının etrafındakilere yaptığı eziyetleri gören ve bunları kabullenemeyen kız zamanla hayal dünyasına sığınmaya başlayacaktır. Filmin bir çocuğun gözünden aktarılması fantastik ögeleri çok daha gerçekçi kılıyor.

13. The Red Baloon (1956)

Kısa metraj olarak çekilen filmde küçük çocuk ve balonuyla olan arkadaşlığını görüyoruz. Bırakmak istediğinde dahi balonundan ayrılamayan küçük çocuk film süresince Paris sokaklarında geziyor ve türlü olaylara tanık oluyor. Filmin en etkileyici yanıysa çekildiği yıla rağmen görsel efektleri ve görüntüsünün oldukça başarılı olması.

14. Taare Zameen Paar (2007)

Ishaan harfleri ve sayıları algılama sorunu yaşayan bir çocuk olduğu için çevresi ve ailesi tarafından gerizekalı muamelesi görmektedir. Bunun üzerine ailesi Ishaan’ı yatılı okula yollar ve burada, çocuğun hayatı resim öğretmeni sayesinde değişecektir. Müzikle iç içe ilerleyen bu Hint filmi size birçok duyguyu aynı anda yaşatacak.

15. The 400 Blows (1959)

Usta yönetmen François Truffaut’nun The 400 Blows filminde ana karakter bir çocuk. Ailesiyle sorunlar yaşan Antoine okulda da oldukça mutsuzdur. Bir süre sonra okuldan kaçan ve eve gitmeyen Antoine’ın başı derde girer ve sonunda tutuklanarak ıslah evine götürülür. Antoine’ın en büyük desteği ise okul arkadaşıdır.

16. Dead Poets Society (1989)

Öğrencilerin daha önce hiç karşılaşmadığı türden bir öğretmen olan John Keating, öğrencilerinin şiire olan bakış açısını değiştirmek için derslerini çok farklı bir perspektiften işler. Bu sayede öğrencilerine şiiri sevdiren John aynı zamanda gençlerin hayata olan bakışlarını da değiştirebilmiştir.

17. Forrest Gump (1994)

Bir Tom Hanks klasiği olan filmde Forrest Gump, ortalamanın altında bir zekaya sahip olan ve annesiyle birlikte yaşayan bir çocuktur. Günün birinde Forrest, gerçek aşkı Jenny ile tanışır ve hayatı tümden değişir (Ve o replik akıllara kazınır: “Jenny ile ben köfte ve patates gibiydik”). 50’lerden 70’li yıllara kadar geçen sürede birçok olay gelişir ve Forrest bu esnada savaşlardan, müzik efsanelerine ve çiçek çocuklara kadar birçok dönemin ve kişinin kahramanlarından biri olur.