28 Şubat’ta düzenlenecek Akademi Ödülleri’nde bu yıl da oldukça iddialı filmler göze çarpıyor. Eğer yaklaşan Oscar gecesine hala hazır hissetmiyorsanız aşağıda sıraladığımız en iyi film ve en iyi yabancı film adaylarına ve kazanıp kazanamayacaklarına dair tahminlerimize göz atabilirsiniz. 

 

Mad Max: Fury Road

George Miller tarafından yazılıp yönetilen film izleyici tarafından büyük beğeni topladı. Diğer filmlerde Mel Gibson tarafından canlandırılan Max karakterine bu filmde Tom Hardy hayat veriyor ve başrolü Charlize Theron ile paylaşıyor. 

Oscar’ı kazanır mı?

Gerçekten hak ediyor ama hayır. Çünkü Akademi'nin bilim kurgu türündeki filmlere ödül vermesi sık rastlanan bir şey değil. O yüzden teknik dallarda verilen ödüllerle yetinecek gibi duruyor.

 

Bridge of Spies

Senaryosunda Matt Charman ile birlikte Ethan ve Joel Coen’in imzası olan ve Steven Spielberg tarafından yönetilen film,tarihi bir dram filmi. Bridge of Spies, Soğuk Savaş döneminde geçiyor ve James B. Donovan isimli bir avukatın çevresinde gelişen olayları anlatıyor.Tom Hanks, Mark Rylance ve Alan Alda gibi isimlerden oluşan oyuncu kadrosu da filmi ilgi çekici kılıyor.

Oscar’ı kazanır mı?

Senaryo olarak Amerika ve Akademi'nin sevdiği bir tür de olsa rakiplerinin yanında zayıf bir film olarak kalıyor.

 

Brooklyn

Colm Toibin’in aynı isimli romanından uyarlanan film 1950’li yılların başlarında geçiyor. İrlandalı genç bir kadının Brooklyn’e göç etmesi ve burada yeni bir aşka yelken açmasını anlatan filmin ana karakterine Saoirse Ronan hayat veriyor. Filmin yönetmeni ise John Crowley.

Oscar’ı kazanır mı?

Hayır. Çünkü senaryosuna rağmen görsellik ve sinematografi açısından mükemmel bir film değil.

 

Room

Emma Donoghue’nun aynı isimli romanından senaryolaştırdığı filmin yönetmeni Lenny Abrahamson. Jack isimli küçük bir çocuk ve annesinin kaçışlarını anlatan film Brie Larson’ın güçlü oyunculuğuyla göz dolduruyor. Bu sebeple en iyi kadın oyuncu ödülünü almaya daha yakın duruyor.

Oscar’ı kazanır mı?

Hayır. Konusu ve başrol oyuncusu son derece etkileyici ama bir filmi "en iyi" film yapan unsurların hepsine sahip değil. 

Spotlight

Spotlight, taciz olayıyla gündeme gelen bir kilisenin kendini aklamaya çalışması ve prestijli Boston Globe gazetesinin de tacizi aydınlatmaya çalışmasını anlatan gerçek bir olaydan uyarlanmış. Filmin yönetmenliğini senaryoda da imzası bulunan Tom McCarthy üstleniyor.

Oscar’ı kazanır mı?

Neden olmasın? Gerçek bir olaydan uyarlanan film hem dönemin özelliklerini çok güzel yansıtıyor hem de konusu ve oyunculuklarıyla oldukça başarılı görünüyor. 

 

The Big Short

Karşımızda yine bir kitap uyarlaması var. The Big Short, Michael Lewis’in Amerika’daki finansal krizi kaleme aldığı aynı isimli kitaptan, Adam McKay tarafından beyaz perdeye uyarlanmış. Film, Christian Bale, Steve Carell, Ryan Gosling ve Brad Pitt’ten oluşan kadrosuyla göz dolduruyor.

Oscar’ı kazanır mı?

Hayır. Çünkü filmde ön planda olan nokta filmin kendisinden daha çok popüler oyuncuların başrolde çıkardıkları güzel performanslar. 

The Martian

 Andy Weir’in The Martian kitabından uyarlanan film, Mars’ta öldüğü sanılarak ekibi tarafından terk edilen bir astronotun hayatta kalma çabasını anlatıyor. Ridley Scott tarafından çekilen filmin başrolünde Matt Damon yer alıyor. The Martian, Akademi Ödülleri’nin de en iddialı filmlerinden biri.

Oscar’ı kazanır mı?

Hayır. Golden Globe'u kazanmış olmasının sebebi en iyi film ödüllerinin farklı kategorilerdeki filmlere verilmesi. Ancak Akademi'de pek bir şansı yok.

 

The Revenant

1823 yılının Amerika’sında geçen film, bir ayı tarafından yaralanınca ekibi tarafından terk edilen Hugh Glass isimli bir avcının hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Michael Punke’ın romanından sinemaya uyarlanan filmin yönetmeni Alejandro G. Iñárritu. Leonardo DiCaprio ve Tom Hardy’nin başrollerinde olduğu film ödülleri alarak geceye damgasını vuracak mı göreceğiz.

Oscar’ı kazanır mı?

Evet! Adaylar arasında en ön plana çıkan film kesinlikle The Revenant. Görsellerinden açılarına, oyuncu yönetiminden senaryosuna kadar oldukça başarılı bir film. Yani filmin bütününe bakıldığında rakipleri arasından sıyrılıyor. 

 

Mustang (Fransa)

İnebolu’da yaşayan Lale ve 4 kız kardeşinin oynadıkları oyunun çevreleri tarafından yanlış anlaşılması ve beklenmedik bir skandala dönüşmesini anlatan filmin yönetmeni Deniz Gamze Ergüven. Film, Türk toplumundaki tabuları ele alıyor. Sertab Erener’in Eurovision’u kazanmasından sonra böyle bir şeye ihtiyacımız varmış.

Oscar'ı kazanır mı?

Büyük ihtimalle hayır ama bu yıla damgasını vuran en önemli filmlerden biri olarak yıllarca anılacak. 

A War (Danimarka)

Afganistan’da bulunan Danimarka ordusunu ve savaş suçu çerçevesinde gelişen olayları anlatan filmin yönetmeni ve senaristi daha önce The Hunt ve Submarino filmlerinin senaryosuna imza atmış Tobias Lindhol. Dram yönü oldukça ağır basan savaş filminin başrollerinde Pilou Asbæk ve Søren Malling yer alıyor.

Oscar'ı kazanır mı?

Hayır. En iyi yabancı film ödüllerinde de yarış oldukça büyük olsa da diğer adayların yanında şansı düşük.

 

Embrace of the Serpent (Kolombiya)

Cannes Film Festivali’nin Directors’ Fortnight kısmından ödülle dönen film, 1909 ve 1940 yıllarında geçen iki hikayeyi anlatıyor. Film, iki bilim adamının Amazon’da geçirdiği sürede tuttukları günlüklerden ilham alınarak yaratılmış. Ciro Guerra tarafından yönetilen filmin oyuncu kadrosunda Jan Bijvoet, Nilbio Torres ve Antonio Bolivar bulunuyor.

Oscar'ı kazanır mı?

Cannes Film Festivali'nden ödülle dönmüş olsa da hayır. Akademi için fazla "bağımsız" bir yapım.

 

Son of Saul (Macaristan)

1944 yılında Auschwitz’deki kampta esir olarak tutulan Saul Auslander’in yaşadıkları ve tüm cesaretiyle bir maceraya atılmasını anlatan film Cannes Film Festivali’nde oldukça ses getirmişti. Yönetmen László Nemes’in ilk uzun metrajı olma özelliği taşıyan film, Golden Globe’da en iyi yabancı film ödülünü kazanmıştı.  

Oscar'ı kazanır mı?

Evet. Golden Globe'u da kazanan film gerek konusu gerekse çekimleriyle oldukça başarılı bir film. Aynı zamanda hem eleştirmenlerin hem de sinema izleyicilerinin favori filmleri arasına girdi bile. 

Theeb (Ürdün)

Birinci Dünya Savaşı’nda Hijaz’da geçen film, büyüme evresine geçişte olan bir çocuğun babasının ölümü üzerine yaşadığı olayları anlatıyor. Film, izleyicilere bir yol hikayesi anlatıyor ve dram dozunu kararında kullanıyor. Naji Abu Nowar’ın yazıp yönettiği filmin başrollerinde Jacir Eid Al-Hwietat ve Hussein Salameh yer alıyor.

Oscar'ı kazanır mı?

Hayır. Oldukça etkili bir konuya sahip olsa da bu tek başına yeterli olmuyor.